Yeni trendler
Kurban Bayramı boyunca, hepimizin cep telefonuna sevdiklerimizden, dost ve arkadaşlarımızdan bayramımızı kutlayan, iyi dilekler içeren mesajlar geldi.
Benim telefonuma gelmedi ama bir kaç arkadaşımın telefonuna Kur’an ayetleriyle bezeli Arapça mesajlar geldiğini gördüm.
Mesajı açan arkadaşların, karşılarında anlamadıkları, bir kaç satır arapça yazı ve ayet olan cümlelerin ardından gelen bayram tebriklerini gördüklerinde uğradığı şaşkınlık ilginçti.
İşin bir başka ilginç yanı bu mesajları gönderenlerin genellikle, çeşitli kamu kurumlarında görevli kimseler olmasıydı.
Bürokrasinin çeşitli birimlerinde (Emniyet dahil)görevli olup, aralarında bulunduğu kurumun müdürlüklerini de yapan bir çok bürokrat, bu yeni trende uymuş ve bayram mesajlarına Kur’an ayetleri ve arapça temenniler ile süslemişti.
Evet… İş buraya kadar geldi.
Biz günlük kaygılar, siyasi çekişmelerle zaman kaybederken, Türkiye’de ilginç gelişmeler oluyor. Bir yanda askeri ücretliler, işçiler memurlar köle maaşlarıyla çalıştırılıyor, sendikal hakları verilmiyor, işsizlik çığ gibi büyüyor, üniversite harçlarına, otobüslere zam üstüne zam yapılıyor, yargıçların, gazetecilerin telefonları dinleniyor, kayırmacılık kömür yardımında bile kendini gösteriyor, Atatürk’ün gerçekleştirdiği Cumhuriyet devrimlerinden en önemlisi olan latin alfabesiyle Türkçe yazıya geçmiş oluşumuz rafa kaldırılmak isteniyor, hiç anlamadığımız ve bilmediğimiz arapça harflerle artık insanlar bayram kutlaması gerçekleştiriyor. Biz ise böyle bir tabloda Adana’da “Alevilerin kestiği et yenir mi yenmez mi?”, “Bu laf edilir mi edilmez mi?” diye tartışıyoruz. Aslında bu bile cumhuriyet karşıtı grupların çıkarlarına hizmet eden bir tartışmadır. Çünkü onlar, verdiğimiz, vereceğimiz örneklerde olduğu gibi Türkiye’de dinsel hareketliliğin, ayrımcılığın kuvvetlenmesini ve tartışma seviyesinin sertleşmesini bekliyorlar.
Böyle bir atmosferde Diyarbakır’da sözüm ona terör örgütünü protesto için Hizbullah bayrakları açılan bir miting düzenleniyor. Bildiğiniz gibi Hizbullah geçmişte çok tartışılan bir örgüttü ve ‘ yeniden mi diriltmek isteniyor’ dedirtecek görüntüler Diyarbakır’dan geldi. PKK bayrağı açılan gösterilere olduğu gibi Hizbullah bayraklı gösteriye de devlet güçleri müdahale etmiyor.
Sanırsınız ki, Türkiye, demokrasiyi tüm kurum ve kurullarıyla işleten, toplumun her kesimine hoşgörü ile yaklaşan, fikir hürriyetini her kesim için savunan müthiş bir özgürlük ülkesi, tipik batı demokrasisi, sanırsınız kentlerimiz Kopenhag, Paris, Brüksel…
Değil tabii… Öyle olsa hak arayan memurlar, harçları protesto eden öğrenciler, AKP’yi protesto eden sendikacılar coplanmazdı…
Türkiye’de özgür ve protesto hakkı olan gruplar ve örgütler ile yasaklı olanlar var.
Hangilerinin özgür, hangilerinin yasaklı olduğunu da görüyoruz. Hani “Taşların bağlanıp köpeklerin serbest bırakılması” varya, onun gibi…
Hepimizin, ait olduğumuz sosyal gruplara gore düşüncelerimizi yaymakta özgür olmanın ya da olmamanın ölçüsünü yönetici erk belirliyor. Ve bu ölçü, sürekli değişiyor.
Arapça mesajları yazanlar, -şimdilik- mensup oldukları topluluğun eğilimi içinde durmak istiyor. Cemaat önderlerine ve alt kadrolarına yaranmak istiyor. Sanırım gelecek kurban bayramında arapçalı ve ayetli mesajların sayısı iyice artacaktır.
Zaten Türkiye’de artık yeni modalar çıktı.
Selavatlaşarak selamlaşmak, selamünaleykümleşerek merhabalaşmak, tokuşarak tokalaşmak… Bunlar tıpkı türban gibi, tesettür gibi son yılların hızla yükselen trenleri.
Artık AK Partili olmak moda, Başbakan’ı anlamak moda, 2.Cumhuriyetçilik moda, Hocaefendi’yi dinlemek moda, Açılımı desteklemek moda. Atatürk’e sövmek moda…
Türkiye’de, bu sıralar TREND de de böyle…
Tünele doğru yol alan TREN de böyle…
Gittikçe kalabalıklaşıyorlar vagonlar…
Kimbilir? Kim alamete, kim kıyamete!..