Geçmişe özlem
Geçmişin bugünden güzel olması yaratır nostaljiyi…
Saygının, sevginin yoğunluğu bugünlerden çok daha fazlaydı…
Anne-babaya olan düşkünlük, çalışma azmi ve isteği yine günümüzden çok daha yoğun ve doğru çizgideydi. Uzun yıllar önce tadına doyulmaz bayramlar vardı. Bayramın gelişi haftalar önce büyük bir heyecanla beklenirdi. Günümüzde birçok insan bayram olduğunun farkına bile varamıyor. Elbette ki ağırlaşan yaşam şartları, gelecek korkusu, güven ve sağlık problemleri, eğitim eksikliği bazı değerlerin ön plana çıkmasını engelliyor. Bir çocuğun babasının önünde sigara içmesi belli bir zaman önce mümkün görünmezken bugünlerde olağan bir hal olması gelinen noktanın vahimi yetini ortaya koymuştur.
Aslında araştıran, öğrenen, çabalayan bir gençliğin meydana gelmesi günümüzde toplumu için şart görünürken; magazin kültürü ile yoğrulmuş, argo konuşan, tahammülsüz, suça meyilli bir gençlik genel anlamda hâkimiyetini göstermiştir. Peki bu tabloya nasıl gelindi?
Bunu çok iyi irdelemek gerekir. Anne babanın aile olarak vermesi gereken bir eğitim eksikliği ilk temel nedendir. İkinci planda araştırmayan, okumayan, öğrenme hevesinin olmadığı bir topluluk ön plana çıkmıştır. Hayat şartlarının zorluğu, sosyo-ekonomik durum, işsizlik genel anlamdaki güvensizlik de etkin faktörler arasına girmiştir. Bireysel eğitimsizlik toplum sorunlarını da tetiklemektedir.
İnsan sevgisine dayalı, ayrımcılığa karşı, gelişimi ilke edinen, okuyan, öğrenen, soru işaretlerini aklından çıkarmayan, ılımlı, şiddeti reddeden toleranslı bir gençlik ülkemizin özlediği tabloyu mutlaka ortaya çıkaracaktır. Böyle bir oluşum köklü bir eğitim ile ortaya çıkabilir. Eğitimcilerin bu ülkede eğitimli olması gerekir. Ay sorununu nasıl getiririm endişesi ile yaşayan öğretmenlerin, zor şartlarda yaşayan doktor, mimar, mühendis ve sayamadığım yüksekokul mezunu bir yığın insan bu ülkenin endişe verici gerçekleridir.
Ülkenin dört bir yanında madde bağımlılıklarının, kapkaççıların, suça meyilli ehliyetli ve ruhsatlı silah alan, maganda ruhlu insanları sayısı her geçen gün artmaktadır.
Günümüzde çok sayıda insan birçok yörede aşiret kuralları, ağalık, şeyhlik düzeni ile bir anlamda da orta çağ kanunları ile yaşamaktadır. Bunlara da devlet olarak mutlaka kademeli çözümler üretilmelidir. Coğrafi, iklimsel; yani doğal zenginliklerle harmanlanmış farklı kültürlerin beşiğidir Türkiye...
Eğitim-sağlık, altyapı, tarihi değerler, doğal güzellikler, tarımsal zenginlikler, folklorun geliştiği ortamlarda ülkemiz çok büyük bir kalkınma hamlesi yapabilir. Bunun altyapısı iyi bir proje ile zamana yayılarak rahatlıkla oluşturulabilir. Tarım ve sanayi için ülkemiz çok güzel bir zemine sahiptir. Bu anlamda atılacak olumlu adımlar, gelişimi beraberinde getirebileceği gibi; en büyük sorunlardan biri olan işsizliği de ciddi biçimde çözecektir.
Bu devletin seçilenleri, atananları; diğer bir ifadeyle sivil toplum örgütleri, iş adamları ve sayamadığım birçok kalburüstü insan toplulukları üzerlerine düşen görevleri yapar, koltuğa yapışıp rantı değil;hizmet edip kendilerinden sonra gelenlerin önünü açarsa birçok sorun rahatlıkla ortadan kalkacaktır.
Yeter ki istensin!..