Elde var hüzün
Ağıtlar yükseliyor kentin uzak bir mahallesinde ocağına ateş düşen bir evde.
Bir başka evde daha yükseliyor ağıtlar. Yine aynı kentin başka bir mahallesinde.
Kentte yas var, şehrin üstünde kara bulutlar…
Ve yine aynı kentin ilçesine bayrağa sarılı bir tabut geliyor.
Fırtınalar kopuyor olur olmaz zamanda. Hava puslu, hava ayaz…
Yağmur yağar kentte, arkadaşlar ağlar… Ağlar gidenlerin ardından geride kalanlar.
***
Gazeteci ağabeyimiz Seyit Ali Akgül’ün henüz toprağı soğumadan, meslektaşımız İsa Ekici, 36 yaşındaki hayat arkadaşı Özlem’i kaybeder.
Bir ana, bir eş, henüz 36’sında, henüz çok genç ve yaşanası günlere dair adı gibi özlemleri vardır kavuşulmayan.
Kalbine yenik düşmüştür karanlığın çöktüğü bir vakitte.
İsa’nın sesi titriyor hala ve sanki inanmıyor, inanamıyor yaşadıklarına.
Ve bir kara haber daha geldi. Çukurova TV’nin emekçilerinden genç arkadaşımız Emrah da ayrıldı aramızdan.
***
Bu kent, yalnızlaşıyor ve yalnızlaşırken soysuzlaşıyor her geçen gün biraz daha. Seyit Ali Akgül’ün toprağa verildiği gün geldi aklıma.
Bu adam, Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) için neler yapmamıştı ki?
Bilime inanırdı, onları önemserdi.
Birileri yerel derebeylerin tetikçiliğini yaparken, basın parayı bastıranın oyuncağı haline gelmişken, bu kent katledilirken, bu rezalete karşı tavır gösteren TMMOB’a bağlı bazı odalar ise hizmeti engelleyen konumuna düşürülmek istenirken, Seyit Ali ağabey hepimizden daha onurlu bir duruş göstermeyi başarabilen biriydi.
TMMOB’a bağlı odalar, onun için küçücük bir basın bildirisi kaleme almayı bile çok gördü.
Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Melih Baki dışında hiç biri cenazesine bile gelmedi.
Kaçak elektrikle mücadele ederken öldürülen, kentimizin de ülkemizin de onuru olan Hasan Balıkçı’ya küfredenlerle aynı masada kadeh tokuşturan CHP’nin çok değerli mensupları da orada yoktu.
***
Sevmediklerinden değil biliyoruz. En fazla çıkarları bitmiştir de bu nedenle önemsememişlerdir. Dostluğu yıllarca istismar edilmiştir. Ey Adana’da siyaset yapan kıytırık partililer, TMMOB’un adıyla kariyer yapan, ihale alan, rantını büyüten, sonra da tribünlere oynayanlar; Sizleri alkışlıyorum.
Hepiniz ne kadar vefalı insanlar olduğunuzu bir tek cenaze gösterdi bize. Siz, ne kadar umursamaz, ne kadar kendiniz dışında kimseyi düşünmeyen, vefasız, iki yüzlü, varlıklı ama görgüsüz, edilgen, bireyci ve basit insanlarmışsınız.
Özellikle CHP’de politika yapan, TMMOB’da temsil noktasında olanlar ile sendikacılar içindir bu söz. Böyle anlayış kahrolsun, yazıklar olsun, lanet olsun.
***
Hal böyle iken, acılar henüz tazeyken ve ateş düştüğü yeri yakmışken, devam ediyor hayat, geriye ağrılar, sancılar ve gidenlerin ardından kalan anıları bırakarak.
Ayrılıklar mevsimindeyiz sanki. Bir daha dönmemek üzere gidiyorlar dostlar birer birer.
Atilla İlhan’ın dediği gibi ‘elde var hüzün’
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün