Dersimiz Adana
Derdimiz İmaj!..
İki milyonluk koskoca kentin tanıtımda ne kadar eksik kaldığını görünce kolları sıvadık!..
Bir zamanların ağalar kenti Adana, ekonomisinden imajına kadar yerle yeksan olduktan sonra Adanalılık Ruhuna sığındık…
Dersimiz Adana olunca mangalda kül bırakmayalım dedik, kebaba, şalgama, biciye sığındık…
Dersimizi iyi çalışalım dedik olmadı. Çünkü ders verenler iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırmakta zorlandı…
Adanalı olmakla Adanalılık Ruhunu karıştırdı. Adana’dan bir marka yaratalım derken imajımızda sıkışıp kaldık…
Dışarıya iyi yanımız yansısın istedik, imaj yapmaya çalıştık. Bütün bunları yaparken “Marka şehir” olmak için gerekenleri düzeltemedik…
Siz hiç kaldırımı olmayan bir şehir gördünüz mü?..
Ya da alt, üst geçitleri olmayan?..
Şehir planlaması tamamen ters olan, yeşil alan yoksunu bir kent biliyor musunuz?..
Siz adı büyük kent olan ama sokakları seyyar satıcılardan geçilmeyen bir şehir olduğumuzun farkında mıyız?..
Kaldırım işgalinin boyutlarını biliyor musunuz?..
Meşhur kebabımız dahil her şeyin sokakta satılması gözünüze hoş geliyor mu?..
Şimdi oturmuş “At, eşek eti” imajımızı zedeledi diye kahırlanıyoruz…
Yapmayın lütfen!..
Adana’da at, eşek eti satıldığını yeni mi öğrendiniz?..
Vali Atış, bu konuyla ilgili olarak Adanalı’dan özür diledi, üzgün olduğunu söyledi…
Adana’da yıllardır kaçak kesimhaneler basılır, tonlarca at eşek etine el konulur…
Özellikle son beş altı yıldır gündemden düşmeyen, yılda birkaç defası basına yansıyan ve sadece Adanalı’nın değil herkesin bilgisi dahilinde olan bu kesimler şimdi gündemi meşgul eder oldu…
Yani at, eşek kesimi yapıldığını biliyorduk önemsemiyorduk şimdi yedirildiğini öğrenince önemsedik!..
Eski Türk filmlerindeki gibi görmeyen gözlerimiz birdenbire görür oldu!..
Yıllardır yakalanan at etini kim satıyordu dersiniz?..
Mahalle kasabı mı?..
Köşe başındaki kebap tezgahı mı?..
Ya da karşı sokakta ki ocak başı olabilir mi?..
Bu masala çocuklar bile inanmaz…
Bu etlerin kurumlarda, büyük restaurant veya toplu yemek çıkaran yerlerde tüketildiği aşikardı. Ya da adı büyük marketlerde satıldığını duymayan mı kalmıştı…
Nallı kuzular yakalandığında sevineceğimize nerelere satıldığını araştırsaydık büyük bir Pazar edinmelerine engel olabilirdik…
Kebap diyarı Adana’da at, eşek eti yemeyen kalmış mıdır?..
Vali Atış özür diliyor…
Adana’da herkes at, eşek eti satıldığını biliyor bilmesine de yediğini öğrenince kızıyor…
Malum Hocaya inanmamışlar ya kazan ölünce o da yapıştırmış cevabı;
“Doğurduğuna inanıyorsunuz da öldüğüne niye inanmıyorsunuz?”
Anlayacağınız dersten kaldık!..
Derdimizi de kimseye anlatamadık!..